Hoşgeldin BEBEK!

Eşimle severek evlendim 06.05.2004 de evlendik ve bir yıl sonra evlilik yıl dönemimde hamile olduğumu öğrendim esime o mutlu günümüzde ikinci sürprizi yaptım ve 17.02.2006 yılında da kızım Sueda’mı dünyaya getirdim. Hayatım boyunca hiçbir şey beni kızımı taşımak kadar heyecanlandırmamıştı. Her seferinde kontrollerde kızımla sanki konuşuyormuş gibisinden sevinç yaşıyordum. Canım kızım onun gelmesini o kadar büyük heyecanla bekledik ki... 9 ay bana 9 yıl gibi geldi ve geçmek bilmedi günler geçtikçe eşimle birlikte ona elbiseler oyuncaklar vs alarak günlerimizi geçiriyorduk. Odası hemen hemen bitmişti.

Kızımın dünyaya aramıza gelme vakti gelmiş fakat kızım biraz inatçıydı herhalde. Günüm bittiği halde bebeğim doğmamıştı. Eşimle son kontrollerimizi yaptırmak için hastaneye gittik ve doktorumun yarına sezaryen yapacağını çünkü kızımın gelmediğini söyledi. Bunu duyunca çok üzüldüm. Normal doğum yapmak çok istemiştim. Eve dönüşte çok ağlamıştım. Biraz da korkum vardı. Eşimle birlikte her zamanki gibi günlük yürüyüşümüzü yaptık ve eve dönmüştük. Fakat o gün bir şey vardı. Uyuyamıyordum, bir tuhaftım. O gün saat bir hayli geçmişti. Uykum olmamasına rağmen eşimin yanına uzandım saat gecenin 4’ünde bir an gözlerim dalmış, kendimi rüyada hissediyorum derken meğerse gerçekmiş suyum geldi!
Hemen eşim uyandı ve yavaşça hastaneye yol aldık. O kadar heyecanlıydım, hiç beklemiyordum; kızımın bu gece geleceğini...

Sancım bile yoktu ve hastaneye vardığımızda hemen kontrol odasına aldılar. Beklememiz gerektiğini söyleyip suni sancı verdiler. Bekleme odasında eşimle birlikte tam 14 saat sancı çektim. Elimi hiç bırakmadı. Canım aşkım seni çok seviyorum ve saat akşamın 8’ydi. Doğuma aldılar. Çok korkuyorduk. Onunla birlikte büyük de heyecan vardı. Büyük bir gayretten sonra kızımı vakumla dünyaya getirdim. Kızımın ilk ayağını gördüm o anda hıçkırıklara boğuldum. Sonrasını hatırlamıyorum gözlerimi açtığımda dinlenme odasındaydım. Yine eşim yanımdaydı. Gözlerimi ilk açar açmaz ilk söylediğim şey kızımı görmek istiyorum ve hemşireler yanıma kızımı getirdiğinde onu kucağa aldım. Doyasıya öpüp kokladım. Ağladım hasret giderdim.

Emzirme vakti geldiğinde ise nasıl yapacağımı bilemediğim için hemşireler sağ olsun yardımcı oldular. 2 gün hastanede yattıktan sonra evime geldik. Ben yurtdışında olduğum için eşimle birbirimize destek olduk. Bütün ailem Türkiye’de, onlar da arayıp duruyorlardı ve evdeki günlerimizde bol bol kızımla vakit geçiriyorduk. Çok uyuyordu. Hep uyurken seyreder büyüdüğünü ve anne baba dediğini hayal ederdik. Eşime çok benziyor. Şimdi ise kızım 15 aylık. Rabbime çok şükrediyorum bana bu günleri gösterdiği için.. Şimdi bütün vaktimi kızım Sueda’mla geçiriyorum. Varım yoğum o benim! Anne deyişini o kadar seviyorum ki! Dünyaları veririm onun için... Bundan sonraki duam ben bu duyguyu fazlasıyla yaşadım. Rabbim olmayanlara da yaşatsın. Her şey için herkese çok teşekkür ediyorum. Sizleri ve bütün çocukları çok seviyorum...

Hatice Özdemir'in Doğum Hikayesi












Merhaba;

Sizinle doğum hikayemi paylaşmak istedim. Eşimle 2004 yılının Kasım ayında evlendik. Çoğu çift gibi hemen değil de 2-3 sene sonra bebek sahibi olmak istiyorduk. Ama 1 sene sonra ikimiz de bir bebeğimiz olsun istedik. İki ay geçti ve ben hamileydim. Henüz iki gün gecikmiştim ama arkadaşımın ısrarı ile test alıp yaptım ve sonuç pozitifti hamileydim. Hüngür hüngür ağlıyordum mutluluktan. Eşim iş için şehir dışındaydı. Hafta sonunda ben yanına gidecektim. Telefonda söylemek istemedim. Hemen ertesi gün yanına gittim. Ona bir emzik hediye ederek söylemiştim ve çok şaşırmıştı. Canım kocam benim! Hemen toparlanıp aynı gün döndük ve randevu aldık. 5 haftalık hamileydim sonraki kontrolümüzde bir gariplik vardı. Doktorumuz kalp atımlarını alamamıştı. “Bekleyelim” dedi ve ardından kanama ve sancıyla ben bebeğimi kaybettim, çok üzülmüş ve çok korkmuştum. Kendimi toparlamaya çalışırken 1 ay sonra tekrar hamile olduğumu öğrendim. Eşim gene inanamadı. Çok erkendi ve ben aynı şeyi yaşamaktan çok korkuyordum. Hemen doktora gitmek istemedim.

7. haftada doktora gittik. Bebeğimin kalp atışları vardı. Şimdilik her şey normaldi. Çok mutluyduk. Bir hafta sonra tekrar kontrolümüz vardı. Kontrolde, “Doktoruma bebeğim nasıl?” diye sordum. “İyi ama burada bir küçük fare daha var” dedi. “Nasıl yani? Dedim. “İki bebek var” dedi. İnanılmazdı, çok şaşırdık. İki bebeğim olacaktı.

İlk aylarda çok fazla şikayetim yoktu. 4. ayda kanamam oldu ve 1 ayı yatarak geçirdim ama bebeklerim iyiydi çok şükür. Erken doğum riskim olduğu için dinlenmem çok fazla hareket etmemem gerekiyordu. Nitekim 8. aya gelmiştik. Tansiyonum çıkınca beni zorlamaya başladı ve hastaneye yattım. Tansiyonum düşmeyince sezaryenle bebeklerim alındı. 12.03.2007 sabahı meleklerime kavuştum. Şimdi kızlarım 50 günlükler; Derin ve Deren. Hala inanamıyorum; o iki melek benim mi diye! Allah’ım isteyen herkese nasip etsin bu duyguyu. Benden bir bebeğimi aldı ama iki bebek verdi, hayatımız onlardan sonra müthiş değişti bundan daha büyük mutluluk yok diye düşünüyorum.

Hepinize sevgiler...



Filiz Özgüroğlu’nun Doğum Hikayesi



Çok zorlu geçmişti 6 yıl dile kolay her gün doktorda her ay yeni bir umutla. Ama olmamıştı ben hala anne olamamıştım.Tam her şey bitti gücüm tükendi derken gördüğüm bir rüya beni hayata bağladı.Sabahın bir köründe kalkıp eşime yalvardım.Ne olursun bir gebelik testi alalım diye.Ama o ısrarla karşı çıkıyordu.Hayır bu işi bıraktık daha fazla psikolojini bozmana izin vermeyeceğim diyordu inatla.Her ay test yapmaktan her seferinde yine yokmuş diye oturup ağlamaktan oda bıkmıştı bende.Ama ya rüyam ne olacaktı.? O kadar çok ısrar ettim ki canım kocam sonunda dayanamayıp bir ramazan günü sabahın 7:30 unda gidip bana test aldı. Şaşkınlığa bakar mısınız mutfağın orta yerinde gebelik testi yapıyoruz. Testi yaptık önce küçük bir pembe çizgi sonra yavaş yavaş beliren bir pembe çizgi daha.Aman Allah’ım yanlış görüyor olmalıyım halisünasyon falan herhalde derken eşim bir çığlıkla ağlamaya başladı tabi arkasından ben de. Hem ağlıyor hem de zıpır zıpır zıplıyorum. Eşim boynuma sarılıyor ve beni tutmaya çalışıyor .Ne olur zıplama artık ve lütfen ağlama bebişe zarar vereceksin diyor ama duyan kim.Ben hayatımda hiç mutluluktan ağlamamıştım.Bu nasıl bir duyguydu ALLAH’IM .Telefona sarıldım hemen ablamı aradım ama o kadar çok ağlıyordum ki kadın birimize bir şey oldu sandı ve panikledi.Sonra sakin sakin anlatmaya çalıştım ama ne mümkün.Ben de hamileydim işte hemen doktora gitmemizi söyledi ablam. Yoksa ben o heyecanla daha bir kaç gün bunu akıl edemeyip ağlayacaktım.Anneme söylemedim dr a gidene kadar.Oda ne dr um şehir dışında seminerdeymiş.Derhal başka bi dr ayarlandı ve ultrasona alındım.Evet gerçekten orda bir canlı vardı ne güzel bir duygu Rabbim.Şimdi annemi arama zamanıydı…Çok sakin telefonu açtım” yanımda biri var seninle konuşmak istiyor “dedim ve sustum biraz bekledim.Annem ‘kimse konuşmuyor’ dedi .İyi dinle dedim.Yok dedi annem ses gelmiyor.İşte o zaman ağlayarak daha çok küçük annene diyor ama sen duymuyorsun.demeye kalmadı annemin hıçkırıkları başladı.Babam bile uykudan uyanmış ağlıyordu. Dede oluyordu kolay mı? Bunca zorlu bekleyişin ardından.

Benim serüvenimde başlamıştı böylece. Bereket kendi doktorum çabuk geldi seminerden ve kendimi onun deneyimli ellerine bıraktım. Ne olsa bu bebekte onunda payı büyüktü.İlk 4 ay düşük riskim vardı lekelenmeler mide bulantıları derken geçtik ilk evreleri.Tam 7 aya yeni girmiştim ki bu sefer erken doğum sinyalleri gelmeye başladı bizim küçük cadıdan. Evet bu arada bir kız bebek bekliyorduk Ama doktorum tecrübeliydi ve ne yapacağını iyi biliyordu.”Bebek çok ufak eğer doğum olursa yaşama şansı çok az “dedi.Ve zamanında müdahale ile doğuma geciktirdik. Ama son aya girdiğimde artık alınan kilolardan ve tansiyon problemimden dolayı bebeği 3 hafta erken sezaryenle almak zorunda kaldı doktorumuz.

17 Haziran 2005 ne müthiş bir Cumaydı.Sabah erkenden hastaneye koştuk.Bütün aile başımdaydı,.bir kısmı evde bekliyordu aile fertlerinin.Sabah saat 10:00 da sezeryana girdim 10:35 de 3200gr 49 cm kızımı babasının kollarına vermişler.Canım eşim ağlamaktan bebeğe bakamamış bile .Hemen beni sormuş.İyi haberini alınca biraz rahatlamışlar.Öğlene doğru kendi odama aldılar beni.Küçücük kızım acıkmış aranıyordu.Hemen emzirmeye başladım.Ve 3 gün sonra hastaneden çıktık. Çok şükür her şey yolundaydı.

Şimdi M.ASEL im 22 aylık.Çok tatlı çok zeki bir bebek.Allah’ım tüm isteyenlere nasip etsin İnşallah.Bu zorlu yolda beni hiç yalnız bırakmayan tüm kaprislerime katlanan eşim Ersin’e ve gece gündüz 6 yıl boyunca bizim tüm sorularımıza cevap verip bizi rahatlatan bebeğimin olmasında ve dünyaya gelmesinde bizden yardımlarını ve tecrübelerini esirgemeyen doktorumuz Sayın Ömer Dündar'a buradan teşekkürlerimi iletiyorum.

Tüm anne adayları hiçbir zaman umutsuzluğa kapılmayın. Yeri ve saati geldiğinde her şey oluyor. Allah gönlünüze göre versin hoşçakalın.

Bahar Arslanhan’ın Doğum Hikayesi

Bu yazi 2008-07-30 tarihinde, İkra tarafindan eklendi